Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
verimsizleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Verimsiz duruma gelmek


verimsizleştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Verimsizleştirmek durumu


verimsizleştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Verimsiz duruma getirmek


verimsizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Verimsiz olma durumu


verinti
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir dilden başka bir dile verilen söz


verip veriştirmek
Anlamı:

1. ağzına geleni söylemek

Örnek:

1. Bunca yıl yalan okuduk, yalan dinledik / Aklına kim gelirse bağır, ver veriştir

1. Bunca yıl yalan okuduk, yalan dinledik / Aklına kim gelirse bağır, ver veriştir


Ön Takı : (birine)

veriş

İlgili Kelimeler:

alışveriş

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Verme işi


veriştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Veriştirmek işi


veriştirmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Çok fazla söylemek

2. İyice çıkışmak, ağzına geleni söylemek

Örnek:

1. Bir biçimine getirip benimle Samim'e de veriştiriyormuş.

1. Bir biçimine getirip benimle Samim'e de veriştiriyormuş.


verit
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , anatomi , anatomi , isim , isim , eskimiş , eskimiş , anatomi , anatomi , Toplardamar


Lisan : Arapça verīd

Telaffuz : veri:di

veriverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Verivermek işi


verivermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Çabucak vermek

Örnek:

1. Kafese sokulunca türküsüyle beraber canını da görünmez bir soluk gibi bir daha geri gelmemecesine veriverir.

1. Kafese sokulunca türküsüyle beraber canını da görünmez bir soluk gibi bir daha geri gelmemecesine veriverir.

2. Fazla emek harcamadan vermek


Telaffuz : veri'vermek

verkaç
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Futbol, hentbol ve basketbolda topa sahip oyuncunun yakındaki bir arkadaşına pas verip boş bir alana kaçarak tekrar topu alması


verme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vermek işi

Örnek:

1. Ay başlarında borçlarımızı vermeye annemle birlikte çıkardık.

1. Ay başlarında borçlarımızı vermeye annemle birlikte çıkardık.


vermek fiil

İlgili Kelimeler:

verkaç, elvermek, ısıveren, işveren, özveren, yediveren

Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek

Örnek:

1. Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm.

1. Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm.

2. Bırakmak veya bağışlamak

3. Ondan bilmek, atfetmek

Örnek:

1. Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi.

1. Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi.

4. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek

Örnek:

1. Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum.

1. Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum.

5. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek

Örnek:

1. Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler.

1. Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler.

6. Herhangi bir duruma yol açmak

Örnek:

1. Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim.

1. Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim.

7. Satmak

Örnek:

1. Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul.

1. Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul.

8. Kızı, kadını biriyle evlendirmek

Örnek:

1. Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar.

1. Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar.

9. -i , -i , -i , -i , Ödemek

Örnek:

1. Haydi ... arabaya atlayın... Köşkten parayı verirler.

1. Haydi ... arabaya atlayın... Köşkten parayı verirler.

10. Yaymak

Örnek:

1. Ses vermek. Korku vermek. Işık vermek.

1. Ses vermek. Korku vermek. Işık vermek.

11. Bitki ve ağaç, ürün üretmek

Örnek:

1. Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı.

1. Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı.

12. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak

Örnek:

1. Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor.

1. Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor.

13. Hepsini herhangi bir duruma sokmak

Örnek:

1. Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek.

1. Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek.

14. Sahip olmasını sağlamak

15. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek

Örnek:

1. Hareket vermek. Biçim vermek.

1. Hareket vermek. Biçim vermek.

16. Tespit etmek

Örnek:

1. Randevu vermek. Ad vermek.

1. Randevu vermek. Ad vermek.

17. Kazandırmak, katmak

Örnek:

1. Tat, çeşni vermek.

1. Tat, çeşni vermek.

18. Ayırmak, harcamak

Örnek:

1. Emek vermek. Zaman vermek.

1. Emek vermek. Zaman vermek.

19. Dayamak

Örnek:

1. Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi.

1. Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi.

20. Doğurmak

Örnek:

1. Kezban, ona yedi evlat vermişti.

1. Kezban, ona yedi evlat vermişti.

21. argo , argo , argo , argo , Cinsel yönden kendisini kullandırmak

22. yardımcı fiil , yardımcı fiil , yardımcı fiil , yardımcı fiil , Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur

Örnek:

1. alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek.

1. alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek.


vermeyince (veya vermemiş) mabut, neylesin Sultan Mahmut
Anlamı:

1. şanssız kişiler için söylenen bir söz


vermut
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Birçok bitki eklenerek özel koku verilmiş, tatlı, bir tür beyaz şarap


Lisan : Almanca Wermut

vernik
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , İnce bir tabaka olarak uygulandıktan sonra saydam biçimde katı duruma gelen, kuruyan yağlar, reçine ve çözücüden oluşan kaplama malzemesi

Örnek:

1. Fırınlanmamış birader, iki yıl sonra pul pul olmaz mı bunun vernikleri?

1. Fırınlanmamış birader, iki yıl sonra pul pul olmaz mı bunun vernikleri?


Lisan : Rumca

vernikleme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Verniklemek işi


verniklemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Vernik sürmek


verniklenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Verniklenmek işi


verniklenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vernikleme işi yapılmak, vernik sürülmek


vernikli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Verniği olan

Örnek:

1. Fincanlardan evvel, hemen arkalarında duran yuvarlak, vernikli, resimli tepsiye uzandı eli.

1. Fincanlardan evvel, hemen arkalarında duran yuvarlak, vernikli, resimli tepsiye uzandı eli.


verniksiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Verniği olmayan


verniye
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Doğrusal veya dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen


Lisan : Fransızca vernier